Elif Öğretmenden Mektup Var / Yazılar - Doğan Cüceloğlu Resmi Web Sitesi

Elif Öğretmenden Mektup Var


Mektup yazmış; adının Elif olduğunu öğrendim; kızımın adı, hemen okudum. Elif adlı öğretmene içim ısındı. Paylaşmak için izin istedim, izin verdi. Paylaşıyorum.

Doğan Bey, Size uzun süredir yazmak istiyordum, ama şimdi biraz daha farklı bir yazı olacak. Ankara'nın bir köyünde (köyün adı bizde) bir ilköğretim okulunda 3 haftadır rehber öğretmenlik yapıyorum. İlk defa Milli Eğitimde çalışıyorum. Burası Ankara'nın diğer yüzü. Gazete haberlerinde okuduğum ya da televizyonda izlediğim, kendimden çook uzaklarda gördüğüm yaşamların hikayeleri buranın insanlarını anlatıyormuş.

Çocuklarım çok tatlılar, onları çok sevdim. Sevgiye ne kadar açlar anlatamam. Ailelerinden şiddet görüyorlar, okula geliyorlar ve ne yazık ki öğretmenlerinden şiddet görüyorlar. Bu çocukların yaşam şartları çok zor. Anne baba eğitimi önemsemiyor, çok zor şartlarda yaşamlarını sürdürüyorlar.

Aileler parçalanmış. Bu beni çok şaşırttı, hemen hemen çoğu aile en az ikinci evliliğini yapmış. Tabi bu evlilikler çoğunlukla imam nikahı.

Benim en çok kızdığım ve nefret ettiğim ise öğretmenler oldu. Çok kötüler, hem akademik hem de insani açıdan. (Bu arada çok iyi öğretmenler de var ama çoğunluk diğer kategoride yer alıyor.) Bugün koridorda yürüyordum, anasınıfı öğretmeni çocuklara bağırıyor, 2. sınıf öğretmeni çocuklara çığlık çığlığa bağırıyor. Kendimi çok kötü hissettim. Ciddi anlamda psikolojim bozuldu. Benim 3 yaşında kızım var ve öğretmeni ona bu şekilde davransa herhalde çıldırırım.

Bu öğretmenler yanıma gelip okuyamayan, başarısız olan öğrencilerden bahsediyorlar ve ne yapmalıyız diyorlar. Bu arada, onlara göre, bütün suç çocuklarıyla ilgilenmeyen cahil ailelerde. Çünkü öğretmenlerin kendileri işlerini harika yapıyor.

Geçen sene birinci sınıf öğrencisi olan bir kız daha 3 haftalık okuldayken öğretmeni tüm sınıfın içinde annesine senin kızın okuyamıyor, özel eğitim alacak diye bağırmış. Hem anne hem çocuk depresyona girmişler. Özel eğitim alabilmesi için çocuğun hastaneden zihinsel özürlü raporu alması gerekiyor. Aile bunu kabul etmiyor. Şimdi bu kız 2. sınıfta öğretmeni değişmiş bu sene ama hiç okuyamıyor. Gerçekten zekasında bir sorun olduğu için mi yoksa bu yaşadığı durumla mı ilgili bilemiyorum. Ama böyle bir olaydan sonra süper zeki bir çocuk bile okuyamayabilirdi, diye düşünüyorum.

Biliyor musunuz bu birinci sınıf öğrencilerine öğretmenleri ne yapıyormuş? Kulaklarını morartana kadar çekiyormuş. Anne artık kızının kulağını çekmemesini bile söylemiş öğretmene, ama hiçbir şey değişmemiş. Bu nasıl bir şeydir, öğrencilere hem sözlü hem de fiziksel tacizde bulunuyorlar. İnanılmaz sadistçe bir durum. Ve bu öğretmenler için normal bir davranış. Çünkü aileleri böyle eğitim vermiş, öğretmenler ne yapsın, çocuklar bu dilden anlıyorlar, diyorlar.

Ben kendimi çocuklara bağırılıyor diye kötü hissederken çok daha korkunç olaylarla karşılaştım. 4. sınıf öğrencileri yanıma geldi ve öğretmenlerinin kendilerini çok fazla dövdüğünü söylediler. Ne yapacağımı bilemedim, Müdür yardımcısıyla konuşup konuşmadıklarını sorduğumda korktular, "konuşamayız, bizi disipline verir" dediler. Yine kendimi çok kötü hissediyorum. Durumu müdür yardımcısıyla konuştum. O öğretmenin sağlık problemleri varmış ve kendileri de onu istemiyorlarmış vs...

Bu arada da okulda şiddeti nasıl önleriz diye çalışmalar yapıyoruz. Tabi bu çalışmalar öğrencilerin şiddet eğilimiyle ilgili. Şaka gibi. Kavga eden öğrencileri öğretmen yakalarsa niye kavga ediyorsunuz diye çocukları dövebiliyor. Nasıl bir insan mantığı bunu yapabilir?

Yarın 29 Ekim hep birlikte Cumhuriyet Bayramını kutlayacağız, ama ben ağlıyorum, ama ben hiçbir şey yapamıyorum, ama ben çevremdeki insanların "normali" karşısında acı çekiyorum.

Sizi seviyorum daha fazla uzatmak istemiyorum, iyi bayramlar.

(İsim Soyadı)

Canım Elif'ciğim, ben de seni, senin yüreğini, senin emeğini seviyorum. Bizim gibi kafa ve gönül birliği yapmış seven insanların emeğiyle bir gün gelecek çocuklarımızdan başka gerçekte hiçbir şeyimiz olmadığını anlayacağız.

Senin yazdığın bu mektubu yayınlayarak on binlerce insanın okumasını sağlıyorum. Okuyanların çoğu senin ve benim gibi düşünen ve hisseden gönlü zengin özel insanlar. Gözlemlerini, sorunların çözümleri için uyguladığın yöntemleri paylaşmaya devam et.

Sana bir adet Onlar Benim Kahramanım kitabını imzalayarak gönderiyorum; senin gibi kafa dengi iki üç öğretmen varsa onlarla da paylaşmanı isterim.

Ayrıca benim tv programlarında da buluşalım; sohbetimiz güç kazansın.

Unutma, bütün bu zorluklar gerçek, ama senin sevgin ve gücün de bir gerçek. Mücadele devam edecek. Bu hizmet kutsal, bu hizmet senin ibadetin.

Senin orada olduğunu bilmek bana güç veriyor; yarına bakarken güçlü olduğumuzu düşünüyorum.

Doğan Cüceloğlu (12.12.2010)